Eminönü esnafı alemdir. Sırf zevk olsun diye burada gereksiz şeyler aramanızı tavsiye ederim. İspirto ocağı memesi, vakumlu rezistans, dut ağacından doğrama tahtası, zırh, 4 numara jelatin, masat, nacak… Saymakla bitmez :) Sıkıldıkça gider bunlardan birini sorar dalarız maceraya. Hep şöyle gelişir:
—Bu gıdaları filan poşetledikleri cihazlar var, hani böyle vakumluyor…
—Rezzisdanss abicim o rezisdansss. Ne iş yaparsınız siz.
—Nasıl ne iş yaparsınız yahu???
—Kantin mi işletionuz.
—Hayır
—Evde mi kullanacan.
—Evet
—Kaçlık lazım sanaa, 15, 25 kaçlık arıon?
—Nasıl kaçlık ne biliyim ben nasıl oluyor ki şimdi bu.
—Hocam daha neyi aradığını bilmiyon.
—Sizde var mı? Bakabilir miyim?
—Yok bizde.
—Nerede bulurum?
—Bah şimdi burdan çıh, yoh yoh dur.
Gelir kolundan tutar kapının önüne sürükler resmen, iyilik yapacak yok kanadını kırmalı :) devam eder kapı önünde konuşmaya. Elinde tesbih vardır veya kafasında takke :)
—Baa baa naaa ordaki mavi tenteli yerden içeri gir, mangalcılara kadar çık. Hemen sağında Bedestene gir Mustaanın selamı var di. Onlar verir sağa.
—Sağ ol
Arkandan bakar gevrek gevrek sırıtır. Deli muamelesi yapar kendince :) Süperdir bu esnaf ile muhabbet. Bazıları zorla çay ısmarlar, bazılarının işi başından aşkındır suratına bile bakmaz. Beriki abdest alıyordur ayak parmaklarını elindeki ibrik ile yıkarken “Ne vardı janımmm…” diye kelimeler ile izah edilemez, ilgili ilgisiz, lakayt amma resmi bi tarzda seslenir. Bu durumdaki birini ciddiye alıp konuşmaya kalkarsanız off poff ederek cevap verir. Birşeyler almayacağınızı anlarsa namazdan sonra canım diye hepten lakayt bir tavır ile def eder başından :)
Okunma oranı: 3%














































