Bak sen şu hırsızlara :) Bir başıma yemek yiyorum. Evde bir şeyler yapmaya üşendim. Sokak arasında küçük bir balıkçıya oturdum. Televizyondaki saçmalık ilgimi çekmeyince yan masadaki konuşmaya takıldım :) Ne var? Sen dinlemiyorsun sanki yan masada olanı biteni. Tamam, çok etik bir davranış olmadığını kabul ediyorum ama ben kepçe kulakları olan ve işine gelince çok uzaktaki konuşmaları hatta fısıltıları bile duyabilen biriyim :) Masa da hararetli bir proje konuşuluyor. Mecra internet :) yurdum insanına yeni bir meziyet eklendi. Eskiden sadece reklamdan ve futboldan anlarlardı. Unutmadan, bir de memleketi idare ederiz biz itina ile :) Bak bana verecekler ülkeyi cennet yapmıyor muyum buraları… Kabul etmek gerek arada ben de keserim böylesi ahkâmlar :) o kadar şarabı içtikten sonra daha neler anlatırım ben bile bilmiyorum. Konuyu dağıtmayalım bu sitede artık şarap yazmayacağım demiştim :) Ne diyordum? Bana verecekler ülkeyi… Hep isteriz biz. Lotodan para çıkacak, totodan köşeyi döneceğiz, ülkeyi verecekler elime bak gör o zaman… Bu reklam böyle olmaz, şöyle olmalıydı! Başka bir şey yapmayız :) Oluversin, yapıvereyim, fikir buldum! Bak bak bak :) Fikir buldun demek! Aferin sana, aklın başında anlaşılan :) Düşünme özelliğini henüz kaybetmedin. Kafayı yemiş bu adam diyebilirsin ama kafandaki serbest çağrışımları yazıya dökmeye kalktığında yazacak bunca şeyi nereden buluyorum inan ben de bilmiyorum. Dolayısı ile ne dersen de sen :) Ben yazmaya devam edeyim gölge etme. Şimdi balıkçıya dönelim. İki genç konuşuyor… Yaşlandım! Yaşlandıııım! Genç diyorum yahu insanlara :) Neyse efenim, iki genç konuşuyor. Fikir bulmuşlar. İkisinin de fikirleri var. Bakıyorum kendimi görüyorum yan masada. Ben sürekli fikir bulurum. Fikirlerim hiç bitmez, hepsi beni refaha ulaştırır. Özel jetlerimi alır dünyayı gezerim. Fikirlerin para etmediğini anlamak için epey örselenmem gerekti elbette. Öyle hemen ikna edemiyorsunuz kendiniz. Gençlerden biri dert etmiş kendine. Şöyle cümleler geliyor kulağıma, geliyor demek terbiyesizlik olur :) Alenen dinliyorum yan masayı :)
Fikrimi çalarlar!
Önce yapalım sonra sunalım!
Sunarsak kabul etmezler, başkası sunmuş gibi yaparlar.
Fikri tescil ettirsek nasıl olur?
Yapmak için para lazım.
Lazım…
Çok güzel fikir ama bak şimdi ziyaretçiler oluşturacak her şeyi, biz bir şey yapmayacağız!
Kontrol etmek gerek en azından…
Sansür yok, zaten sansürsüz olduğu için farklı fikir…
Şimdi gönül ister ki otur yanlarına tanış, konuş, dinle… Elden gelecek bir yardım varsa esirgeme… Olmuyor böyle… Bana zamanında kimler neler anlattı, neleri izah etti :) Hepsi mantıksız geldi. Karşımda durup fikirlerini de savunamadılar. Birçoğu sıkışınca “işte öyle, vaktini gelince anlarsın, biz de geçtik bu yollardan” gibi söylemler ile gözümden düştü gitti. Dolayısı ile kimsenin konuşması bir işime yaramadı. Ben eşeklik edip dinlemediğimden filan değil :) Uygun bulmadığımdan, mantıklı gelmediğinden ve burnumun dikine gitmeyi sevdiğimden :) Şimdi bu iki heyecanlı arkadaşa vakit ayırmakta istemiyorum. Yemeğimde bitmiş evime doğru yola çıkayım.
Fikrin çalınması… Ne kadar önemli, ortada bir fikir var ve çalınmasından korkulacak kadar sıra dışı, beklenmedik… Daha önce hiçbir faninin aklının ucundan bile geçmemiş. Öyle ya, aslında kaşık yok ve her yer sanal objeler ile dolu… Bizleri yöneten bilgisayarın şifresini bulduk! Kimseye söylemeyelim çalmasınlar. Yakın zamanda yağlı boya bir tabloya bakıyoruz. Bana kalırsa tuhaf bir çalışma hatta yazık etmişler bunca malzemeyi. Bunu ben de yaparım ne var bunda diyorum :) İşin üstadı bir arkadaşım şak cevabı yapıştırıyor. Yapsaydın o zaman!
Yapsaydım! Evet, ben yapsaydım altına da imzamı atsaydım. Fikrinin çalınmasından korkan fikrini bir yerden araklamıştır zaten. Belki farkında değildir ama her yeni fikir mevcutların sayesinde ortaya çıkar. Belki çoktan çıkmıştır ve hatta birisi altına imzasınız atmıştır bile.
Fikirle, proje arasında büyük fark vardır. Fikir hayalinizde yapmayı düşündüğünüz şeylerdir. Proje bu fikirlerin tamamlanmış ve bitmiş halidir. Fikrini çalabilirler. Eğer fikrini çalıp bunu projelendirip tamama erdirirlerse koş o insanları tebrik et. Bunu ben de düşünmüştüm ama fikrimi çalacaklar diye beynimin en ücra köşesine hapsetmiş ve unutmuştum. Gerçekleştiğini görmek beni mutlu etti diyip sarıl boyunlarına.
Efenim özetle fikrim çalınacak diye korkmaya gerek yok. Alenen fikirlerinizi paylaşabilirsiniz. Bir projeye başlamadan fikirlerinizi sunmanızın, hayallerinizi paylaşmanın sakıncası yoktur. Karşınızdaki siz olmadan bu fikirler ile bir yerlere gidebiliyorsa zaten siz olsanız da olmasanız da bu insanlar oraya ulaşacaktır. Sizinle veya bir başkası ile fark etmez. Nereye gideceğini bilen birisi oraya mutlaka varacaktır. Varacağın yeri bilmiyorsan adres sormanın da bir anlamı bulunmuyor :)
Şimdi toparlayalım. Hani şu son paragrafta anlattığım, sen ve fikirlerin olmadan bir yerlere varacak insanlar var ya :) İşte onlardan olduğunda fikirlerini kimseden saklamamayı öğrenirsin. Onlardan birini bulduğunda sen de anlayacaksın zaten :) Eğer karşındaki de anlarsa eldeki fikrin projeye dönüşmesi ve proje haline gelmese iş değildir :) Üstelik en keyifli olan gerçek, bu insanları bulmak gibi bir zorunluluğumuz olmamasıdır. Kimseyi bulmasanız da her fikrinizi projelendirebilirsiniz :)
Şimdi gidip fikirlerinizi nasıl proje haline getirirsiniz onun planlarını yapın. Plan yapmazsanız “Neden olmuyor? Neden ben?” ve daha türlü cevapsız cümleyi kurar durursunuz :)
İlerleyen günlerde fikirler nasıl projelendirilir üzerine de ahkâm kesmeye devam edeceğim :)
Okunma oranı: 9%























